
‘Matematik Terimleri Sözlüğü’ Kategorisi Yazıları


zarf    [İng. envelope ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir eğriler takımının veya yüzeyler takımının her bir öğesine teğet olan eğri veya yüzey.
zincir   [İng. chain ] [Alm. Kette ] [Fra. chaîne ] : Bir kısmi sıralı kümenin tamsıralı altkümesi.
zincir kuralı   [İng. chain rule ] [Alm. Kettenregel ] [Fra. règle de chaîne ] : f ile g birer türetilebilir fonksiyon olmak üzere, fog bileşke fonksiyonunun da türetilebildiğini ve türevinin D(fog) = Df(g(x)).Dg(x) eşitliğini sağladığını belirleyen kural.


Y-ekseni    [İng. y-axis ] [Alm. Y-Achse ] [Fra. ] : Dekart koordinat sisteminde düşey eksen.
yakınsak dizi   [İng. convergent séquence ] [Alm. konvergente Folge ] [Fra. suite convergente ] : Limiti var olan dizi.
yakınsak seri   [İng. convergent séries ] [Alm. konvergente Reihe ] [Fra. série convergente ] : Kısmi toplamlar dizisi yakınsayan seri.
yakınsaklık aralığı   [İng. interval of convergence ] [Alm. Konvergenzint ervall ] [Fra. intervalle de convergence ] : Terimleri gerçel sayılar olan bir kuvvet serisi için, r yakınsaklık yarıçapını göstermek üzere, (-r, r) açık aralığı.
yakınsaklık dairesi   [İng. circle of convergence ] [Alm. Konvergenzkreis ] [Fra. cercle de convergence; disque de convergence ] : Karmaşık bir kuvvet serisi için, bu seriyi iç bölgelerinde yakınsak kılan dairelerin en büyüğü.
yakınsaklık noktası   [İng. point of convergence ] [Alm. Konvergenzpunkt ] [Fra. point de convergence ] : Fonksiyonlar dizisinin veya serisinin yakınsak olduğu noktalardan her biri.
yakınsaklık yarıçapı   [İng. radius of convergence ] [Alm. Konvergenz Radius ] [Fra. rayon de convergence ] : Yakınsaklık dairesinin yarıçapı.
yakınsamaz seri   [İng. non-convergent series ] [Alm. nichtkonvergierende Reihe ] [Fra. ] : anlamdaşı: ıraksak seri.
yaklaşık değer   [İng. approximate value ] [Alm. Näherungswert ] [Fra. valeur approchée ] : Gerçek değere yakın olan değer.
yaklaşık kök   [İng. approximate root ] [Alm. näherungsweisen Losung ] [Fra. racine approchée ] : Bir f fonksiyonu için, f(x) =0 denklemini sağlayan kök bulunamadığında, belirli kimi yöntemlerle köke yeterince yakın olarak bulunan sayı.
yaklaşım   [İng. Approximation property ] [Alm. Approximation; Annäherung ] [Fra. propriété d’approximation ] : Ardışık iÅŸlemlerle gerçek deÄŸere yaklaÅŸma. bkz. yaklaşım problemi.
yaklaşım problemi   [İng. approximation problem ] [Alm. Approximationsprohlem ] [Fra. problème d’approximation ] : Nitelikleri daha az bilinen bir öğeye, nitelikleri daha iyi bilinen öğelerle yaklaÅŸma eylemi.Bir öğeye, verilmiÅŸ bir kümeden, herhangi bir anlamda yakın olan öğenin (öğelerin) bulunması problemi.
yaklaşımlar teorisi   [İng. approximation theory ] [Alm. Approximationstheorie ] [Fra. theorie d’approximation ] : Fonksiyon uzaylarında yaklaÅŸma problemini ve yaklaşımların özeliklerine göre fonksiyonların özelliklerini araÅŸtıran matematik dalı.
yalın diferensiyel denklem   [İng. elementary differential equation ] [Alm. elementare Differentialgleichung ] [Fra. équation différentielle élémentaire ] : Yalnızca bir tek bağımsız değişken içeren diferensiyel denklem. anlamdaşı: adi diferensiyel denklem.
yalın satır işlemleri   [İng. elementary row operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki satırın yerlerini değiştirme, bir satırı sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir satır yerine kendisiyle bir başka satırın bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalın sütun işlemleri    [İng. elementary column operations ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir matriste iki sütunun yerlerini değiştirme, bir sütunü sıfırdan farklı bir sayıyla çarpma veya bir sütun yerine kendisiyle bir başka sütunun bir sayıyla çarpımının toplamını yerleştirme işlemleri.
yalınç eğri   [İng. simple curve ] [Alm. ] [Fra. courbe simple ] : Kendi kendisini kesmeyen sürekli eğri. anlamdaşı: basit eğri.
yalınç modül   [İng. simple module ] [Alm. einfach Modul ] [Fra. module simple ] : Kendisinden ve 0 dan başka hiçbir altmodülü olmayan sıfırdan farklı modül. anlamdaşı: basit modül.
yalınkat fonksiyon   [İng. univalent function; schlicht function ] [Alm. schlichte Funktion ] [Fra. fonction univalente ] : Karmaşık düzlemde veya genişletilmiş karmaşık düzlemde birebir olan karmaşık fonksiyon.
yamuk   [İng. trapezoid ] [Alm. Trapezoid ] [Fra. trapezdide ] : Karşılıklı iki kenarı paralel olan dörtgen.
yanal ayrıt   [İng. lateral edge ] [Alm. Seitenkante ] [Fra. arête latérale ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan ayrıtlardan biri.
yanal doğru   [İng. profile Une ] [Alm. Profil gerade ] [Fra. droite de profil ] : Yanal düzleme paralel olan eğik doğru.
yanal düzlem   [İng. profile plane ] [Alm. Kreuzrissebene ] [Fra. plan profile de projection ] : Tasarı geometride, alın ve yatay düzlemlere dik olan görüntü düzlemi.
yanal yüz   [İng. lateral face ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir prizma veya koni için, tabanın parçası olmayan yüzlerden biri.
yandaş   [İng. associate ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir tamlık bölgesinin bir a öğesi için t tersinir olmak üzere ta öğelerinden her biri a nın yandaşıdır.
yansık açı   [İng. reflex angle ] [Alm. erhaben Winkel; überstumpf Winkel ] [Fra. angle réflexif ] : Ölçüsü 180 derece ile 360 derece arasında olan açı.
yansıma   [İng. reflexion ] [Alm. Reflexion; Spiegelung ] [Fra. réflexion ] : 1- Sabit bir A noktasına göre bir R noktası için, AR’ = - AR vektörel eÅŸitliÄŸini saÄŸlayan R’ noktası. 2- Sabit bir a doÄŸrusuna göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması. 3- Sabit bir d düzlemine göre bir R noktası için, R nin d ye dik izdüşümüne göre R nin yansıması.
yansımalı bağıntı   [İng. reflexive relation ] [Alm. ] [Fra. ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımalı bağıntı   [İng. reflexive relation ] [Alm. reflexive Relation ] [Fra. relation reflexive ] : X kümesi üzerinde, her a öğesi için aşağıdaki koşulu sağlayan ikili R bağıntısı: aRa (refleksif). anlamdaşı: dönüşlü bağıntı, refleksif bağıntı.
yansımaz bağıntı   [İng. irreflexive relation, antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yansımaz bağıntı    [İng. irreflexive relation; antireflexive relation ] [Alm. irreflexieve Relation ] [Fra. relation irréflexive ] : Bir X kümesi üzerinde, hiç bir x öğesi için xRx olmayan R ikili bağıntısı. anlamdaşı: irrefleksif bağıntı, dönüşsüz bağıntı.
yarıaçık aralık   [İng. half open interval ] [Alm. ] [Fra. ] : a,b gerçel sayıları verildiğinde, { x : a < x ≤ b} veya {a ≤ x < b} kümesi. Simgeleri : (a,b] , ]a,b] veya [ab) , [a,b[ .
yarıçap   [İng. radius ] [Alm. Halbmesser; Radius ] [Fra. rayon ] : Bir çember veya topar üzerindeki seçkisiz bir noktayı çemberin veya toparın özeğine birleştiren doğru parçası veya bunun uzunluğu.
yarıçap vektörü   [İng. radius vector ] [Alm. Radusvektor; Ortsvektor; Leitstrahl ] [Fra. rayon vecteur ] : 1- Kutupsal koordinat sisteminde bir P noktası için -P ye bağlayan vektör. 2- Küresal koordinat sisteminde bir P noktası için, başnoktayı P ye bağlayan vektör.
yarıdoğru   [İng. half-line ] [Alm. Halbgerade ] [Fra. demi-droite ] : anlamdaşı: ışın.
yarıdüzlem   [İng. half-plane; side of a line ] [Alm. Halbebene ] [Fra. demi-plan ] : Düzlemde bir doğrunun bir yanında kalan bölge.
yatay   [İng. horizontal ] [Alm. horizontal ] [Fra. horizontal ] : Bir düzlem olarak düşünüldüğünde, çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan.
yatay asimptot   [İng. horizontal asymptote ] [Alm. horizontale Asymptote ] [Fra. asymptote horisontal ] : f, gerçel değerli bir fonksiyon olmak üzere, x değişkeni artı veya eksi sonsuza giderken f(x) fonksiyonunun limiti b ise, y=b yatay doğrusu.
yatay düzlem   [İng. horizontal plane ] [Alm. horizontale Ebene; wagrechte Ebene; Horizontalebene ] [Fra. plan horizontal ] : Tasarı geometride, bütün noktalan eşit yükseltide olan görüntü düzlemi.
yatay izdüşüm   [İng. horizontal projection ] [Alm. Grundriss; Horizontalpro-jektion ] [Fra. projection horizontale; projection ichnocraphique ] : Tasarı geometride, bir nesnenin yatay düzlem üzerindeki izdüşümü.
yatay koordinat   [İng. abscissa ] [Alm. Abzisse ] [Fra. abscisse ] : Düzlemdeki bir noktanın yatay koordinat ekseni üzerindeki izdüşümü. v apsis.
yay   [İng. arc ] [Alm. Bogen; Arkus ] [Fra. arc ] : l - Bir topolojik uzayda, gerçel eksenin bir kapalı aralığına topolojik eşyapılı olan altküme. 2 - Bu eşyapılılığı kuran fonksiyon. 3 - Türetilebilen, türevi sürekli ve sıfırdan farklı olan f : [0,1] → Rm fonksiyonu.
yaysal ölçü   [İng. Circular measure ] [Alm. Bogenmass ] [Fra. mesure circulaire ] : Çemberde yay uzunluğunun yarıçapa oranı.
yedek eksen   [İng. conjugate axis ] [Alm. adjungierte Achse ] [Fra. axe conjugui ] : Bir elipsin veya hiperbolün asıl eksenine dik olan ve merkezden geçen doğru.
yedigen   [İng. heptagon ] [Alm. Siebeneck ] [Fra. heptagone ] : Yedi kenarı olan çokgen.
yerel ekstremum    [İng. local extremum; relative extremum ] [Alm. lokales Extremum ] [Fra. extrémum local ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel ekstremum değeri   [İng. local extremum value ] [Alm. ] [Fra. ] : Yerel minimum veya yerel maksimum.
yerel halka   [İng. local ring ] [Alm. ] [Fra. ] : Yalnızca bir maksimal ideali var olan değişmeli halka.
yerel maksimum   [İng. local maximum ] [Alm. ] [Fra. ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir delik komşuluğundaki her x için f(x) ≤ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f (a) sayısı.
yerel minimum   [İng. local minimum ] [Alm. lokales Minimum ] [Fra. minimum local ] : f : A → R fonksiyonu için, a noktası A ya ait ve a nın bir delik komşuluğundaki her x için f(x) ≥ f(a) eşitsizliği gerçeklenecek biçimde f(a) sayısı.
yerel taban   [İng. local base ] [Alm. lokale Basis ] [Fra. base locale ] : Temel komşuluk sistemi.
yerel tıkız uzay   [İng. locally compact space ] [Alm. lokalkompakten Raum ] [Fra. espace localement compact ] : Her bir noktasının bir tıkız komşuluğu var olan Hausdorff uzayı.
yerel yakınsaklık   [İng. local convergence ] [Alm. lokale Konvergenz ] [Fra. convergence locale ] : Fonksiyonlar serisinin veya dizisinin belirli bir noktada yakınsaklığı.
yeterli koşul   [İng. sufficient condition ] [Alm. hinreichende Bedingung; genügende Bedingung ] [Fra. condition suffisante ] : p ⇒ q gerektirmesinde q önermesi için p önermesi.
yetkin cisim   [İng. perfect field ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel cisim.
yetkin sayı   [İng. perfect number ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. mükemmel sayı.
yığılma kümesi   [İng. accumulation point ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir kümenin bütün yığılma noktalarından oluşan küme.
yığılma noktası   [İng. accumulation point; cluster point; derived point ] [Alm. Häufungspunkt ] [Fra. point d’accumulation ] : Bir topolojik uzayın bir A altkümesi için, her bir delik komÅŸuluÄŸu A ile kesiÅŸen nokta.
yinelemeli süreç   [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları ardışık işlemlerle giderek sonuca yaklaşacak biçimde elde etme süreci. v iterasyon.
yinelgen fonksiyon   [İng. recursive functions ] [Alm. rekursive Funktionnen ] [Fra. fonctions récursives ] : F(n) = F(n-1) + F(n-2) , F(1)= 1 , F(0) =0 örneğinde olduğu gibi, n tamsayı değişkenine bağlı olan ve her n tamsayısı için fonksiyon değerinin hesaplanmasının, n den daha küçük değerlerinin hesaplanmasını gerektiren fonksiyon.
yinelgen formül    [İng. recursion formula; récurrence formula ] [Alm. rekurrente Formel ] [Fra. formule de récurrence ] : Yinelgen fonksiyon içeren formül.
yinelgen seri   [İng. recurring series ] [Alm. rekurrente Zahlenreihe ] [Fra. série récurrente ] : Yinelgeli bir dizinin terimlerinden oluşturulmuş seri, rekursif seri, rekurrent seri.
yineli çözüm   [İng. iterative solution ] [Alm. ] [Fra. solution itérative ] : Yineli süreç aracılığıyla elde edilen çözüm.
yineli dizi   [İng. iterative sequence ] [Alm. ] [Fra. suite itérative ] : İlk birkaç terimi verildikten sonra genel terimi önceki terimlerine bağlı olarak tanımlanan dizi. v rekurrent dizi. örn. Fibonacci dizisi.
yineli integral   [İng. iterated integral ] [Alm. iteriertes Integral ] [Fra. intégrale itérée ] : Birden çok değişkene bağlı bir fonksiyonun belirli bir bölgede integralini almak için, sırayla, her bir değişkene göre ayrı ayrı integrallerinin alınmasıyla elde edilen integral.
yineli süreç   [İng. iterative process ] [Alm. ] [Fra. procès itératif ] : İstenen sonuç veya sonuçları benzer ardışık işlemlerle elde etme süreci.
yirmilik sayı sistemi   [İng. vigesimal number system ] [Alm. ] [Fra. ] : Gerçel sayıların gösteriminde taban olarak 20 yi kullanan sayı sistemi.
yoğun küme   [İng. dense set ] [Alm. dichte Menge ] [Fra. ] : Bir topolojik uzayda kapanışı X uzayına eşit olan altküme.
yol   [İng. contour ] [Alm. Kontur; Aussenlinie; Rand; Berannung; Umriss ] [Fra. contour ] : Sonlu sayıda pürüzsüz yayın bileşimi. anlamdaşı: parçalı pürüzsüz eğri.
yol integrali   [İng. contour integral ] [Alm. Umlaufintegral ] [Fra. intégrale de contour ] : Bir fonksiyonun basit bir eğri boyunca alınan çizgisel integrali.
yöndeş açılar   [İng. exterior-interior angles, corresponding angles ] [Alm. korrespondierende Winkel; Gegenwinkel ] [Fra. angles correspondants ] : Çaprazın ayrı uçlarında ve aynı yanlarında oluşan birisi iççapraz, ötekisi dışçapraz iki açı.
yönelti kosinüsleri   [İng. directional cosines ] [Alm. Richtungskosinus ] [Fra. ] : Yönelti açılarının kosinüsleri.
yönlendirilmiş doğru   [İng. oriented line ] [Alm. orientierte Gemde ] [Fra. droite orientée ] : Üstünde pozitif yön belirtilmiş bir doğru.
yönlendirilmiş düzlem   [İng. oriented plane ] [Alm. orientierte Ebene ] [Fra. plan orientée ] : Üzerinde yer alan kapalı, kendisini kesmeyen eğrilerin belirli bir yönlendirilmesi seçilmiş düzlem.
yönlü açı   [İng. directed angle; oriented angle ] [Alm. gerichteter Winkel; orientierter Winkel ] [Fra. angle dirigé; angle orienté ] : Işınlarından biri başlangıç, ötekisi bitiş ışını olarak gösterilen açı.
yönlü doğru    [İng. directed line ] [Alm. orientierte Linie ] [Fra. ligne orienté; droite orientée; ligne dirigé; droite dirigée ] : Üzerinde bir artı yön belirlenen doğru.
yönlü küme   [İng. directed set; Moore-Smith set ] [Alm. gerichtete Menge ] [Fra. ensemble dirigé; ensemble de Moore-Smith ] : Üzerinde yansımalı, geçişli ve her x, y öğe çifti için x ≤ z , y ≤ z olacak biçimde bir z öğesi varlayan bir ikili bağıntıyla donatılmış küme.
yönlü sayı   [İng. directed number ] [Alm. gerichtete Zahl ] [Fra. nombre dirigé ] : Önünde artı veya eksi imi olan sayı.
yörünge   [İng. orbit ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. geometrik yer.
yukarıdan sınırlı küme   [İng. set bounded above ] [Alm. Menge nach oben beschränkt ] [Fra. ensemble majör ] : Bir kısmi sıralı kümede, bir üst sınır varlayan altküme.
yukarıya dışbükey   [İng. convex upward ] [Alm. ] [Fra. convexe en haut ] : Teğetleri üstte kalan. kar. yukarıya içbükey.
yukarıya içbükey   [İng. concave upward ] [Alm. konkav nach aufwärts ] [Fra. concave en haut ] : Teğetleri altta kalan. anlamdaşı: yukarıya dışbükey.
yuvar   [İng. sphere ] [Alm. Kugel; Sphäre ] [Fra. sphère ] : (X,d) bir metrik uzay, a bir sabit nokta ve r≥0 belirli bir sayı olduğunda, {y : d(y,a)≤r } kümesi. v kapalı küre.
yuvarlama   [İng. rounding off ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir gerçel sayının onlu açılımında belirli bir basamaktan sonraki rakamların atılması.
yükseklik   [İng. height ] [Alm. Höhe ] [Fra. hauteur ] : 1- Üçgende bir köşeden karşı kenara indirilen dikme. 2- Paralelkenarda taban sayılan kenar ile ona paralel olan kenar arasındaki dikme. 3- Yamukta iki paralel taban arasındaki dikme. 4- Prizma veya silindirde paralelt tabanlar arasındaki uzaklık. 5- Piramit veya konide tepeden taban düzlemine indirilen dikme. 6 - Kesik piramitte veya kesik konide paralelt iki taban arasındaki uzaklık.
yükseklik merkezi   [İng. orthocenter ] [Alm. Orthozentrum; Höhenschnittpunkt ] [Fra. orthocentre ] : Bir üçgende yüksekliklerin kesişme noktası.
yükselti çizgisi   [İng. contour line ] [Alm. Schichtlinie; Höhenlinie; Isohypse ] [Fra. ] : Eş yükseklikteki noktalan birleştiren çizgi.
yüz   [İng. face ] [Alm. Seitenfläche; Fläche; Seite ] [Fra. face ] : Bir çokyüzlüyü oluşturan çokgenlerden biri tarafından sınırlanan düzlemsel bölge.
yüz açısı   [İng. face angle ] [Alm. Winkel an der Spitze ] [Fra. ] : Bir çokyüzlünün bir yüzü üzerinde ardışık iki kenarın oluşturduğu açı.
yüzdebirler basamağı   [İng. hundredihs ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde rakamın yüzde-bir katını belirten ve onlu çekesinin sağında yer alan ikinci basamak.
yüzey    [İng. surface ] [Alm. Fläche ] [Fra. surface ] : Üç boyutlu gerçel uzayda bir geometrik şeklin sınırı.
yüzeyin normali   [İng. normal to a surface ] [Alm. Normale einer Fläche ] [Fra. normale à une surface ] : Yüzeyin bir noktasındaki teğet düzlemine söz konusu noktada dik olan doğru.
yüzler basamağı   [İng. hundreds ] [Alm. ] [Fra. ] : Onlu sistemde, rakamın 100 katını belirten ve onlu çekesinin solunda yer alan ikinci basamak.
yüzölçü   [İng. area; two dimensional content ] [Alm. Flächeninhalt; Areal; Inhhalt; Fläche ] [Fra. aire ] : 1- Düzlemsel bir bölgenin veya uzayda bir cismin yüzeyini ölçme. 2- Bu ölçme sonucunda ortaya çıkan nicelik. v alanölçü.


X-ekseni    [İng. X-axis ] [Alm. X-Achse ] [Fra. ] : Dekart koordinat sisteminde yatay olan eksen.


varlık teoremi    [İng. existence theorem ] [Alm. Existenzsatz ] [Fra. théorème d’existence ] : Belirtilen türde en azından bir nesnenin varlığını öne süren teorem.
varoluşsal niceleyici   [İng. existential quantifier ] [Alm. Existenzoperator; Existenzquantor; Parti-kularisator ] [Fra. quantificateur existentiel ] : Bir p önermesini sağlayan (en az) bir öğenin var olduğunu belirtmek için kullanılan söz veya ∃ simgesi.
varsayım   [İng. hypothesis; hypotheses ] [Alm. Hypothese; Voraussetzung; Annahme ] [Fra. hypothèse ] : Mantıksal sonuçlar çıkarmak üzere dayanak olarak öne sürülen önerme veya önermeler takımı.
varyasyonlar hesabı   [İng. calculus of variations ] [Alm. Variationsrechnung ] [Fra. calcul des variations ] : İntegrallenen fonksiyonun bağımsız değişkenine göre, belirli integralin minimum veya maksimum değerine ulaşması sorunu ile uğraşan matematik dalı.
ve bağlacı   [İng. and connective ] [Alm. konnexe Relation und ] [Fra. relation connexe et ] : Birleşik önermeler ve mantıksal formülleri oluşturmak için kullanılan mantıksal bağlaçlardan biri. Simgesi: ∧ .
vektör   [İng. vector ] [Alm. Vektor; Pfeilklasse ] [Fra. vecteur ] : 1- İki veya üç boyutlu öklit uzayında belirli toplama ve skalerle çarpma işlemleri ile birlikte bir yönlü doğru parçası olarak betimlenen nesne. 2- Bir vektör uzayı (doğrusal uzay) içindeki öğelerden her biri.
vektör alanı   [İng. vector field ] [Alm. Vektorfeld ] [Fra. champs des vecteurs ] : Her bir noktasına, başlangıcı bu nokta olan bir vektör karşılık getirilen uzay alanı.
vektör cebiri   [İng. vector algebra ] [Alm. Vektoralgebra ] [Fra. algèbre vectorielle ] : Vektörleri konu edinen cebir dalı.
vektör fonksiyon   [İng. vector function ] [Alm. Vektorfunktion ] [Fra. vecteur-fonction ] : Vektör değerli fonksiyon.
vektör uzayı   [İng. vector space ] [Alm. Vektorraum ] [Fra. espace vectoriel ] : anlamdaşı: doğrusal uzay, lineer uzay.
vektör uzayının tabanı   [İng. basis of vector space ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. doğrusal uzay tabanı.
vektörel analiz   [İng. vector analysis ] [Alm. Vektör analysis ] [Fra. analyse vectorielle; analyse des vecteurs ] : Vektörleri, bunlar arasındaki ilişkileri ve bunların uygulamalarını konu edinen matematik dalı.
vektörel çarpım   [İng. vector product; vector multiplication, cross product ] [Alm. Vektorprodukt, vektorielles Produkt ] [Fra. produit vectoriel ] : a=a1e1+a2e2+a3e3 ve b=b1e1+b2e2+b3e3 vektörleri için, (a2b3-a3b2)e1 + (a3b1-a1b3)e2 + (a]b2-a2b1)e3 olarak tanımlanan vektör. Simgesi : axb . anlamdaşı: çapraz çarpım, dış çarpım.
vektörel hesap   [İng. calculus of vectors; vector calculus ] [Alm. Vektorrechnung; Vektortalkül ] [Fra. calcul vectoriel ] : Vektör değerli fonksiyonların türetirmesi ve integrallenmesi sorunlarını inceleyen matematik dalı.
vektörler takımı   [İng. family of vectors ] [Alm. Familie von Vektoren; Vektorenschar ] [Fra. famille de vecteurs ] : Öğeleri birer vektör olan takım, vektör ailesi.
Venn diyagramı    [İng. Venn diagram ] [Alm. ] [Fra. ] : Kümeleri düzlemsel şekillerle gösteren diyagram.
veri   [İng. data ] [Alm. Gegeben; gegebene Tatsachen ] [Fra. donnée ] : 1 - Çözüme ulaşmak için işlenebilir duruma getirilmiş veya derlenmiş bilgi. 2 - Bilgisayar için işlenebilir duruma getirilmiş sayısal veya sayısal olmayan bilgi yığını.
veya bağlacı   [İng. or connective ] [Alm. ] [Fra. ] : Birleşik önermeler ve mantıksal formülleri oluşturmak için kullanılan mantıksal bağlaçlardan biri. Simgesi: ∨ .


üçeşbölüm    [İng. trisection ] [Alm. Dreiteilung; Trisektion ] [Fra. trisection ] : Üç eşit parçaya ayırma.
üçgen   [İng. triangle ] [Alm. Dreieck ] [Fra. triangle ] : Köşeler adını alan ve doğrudaş olmayan üç noktanın kenarlar adını alan doğru parçalarıyla birleştirilmesiyle oluşan düzlemsel geometrik şekil veya bu geometrik şeklin sınırladığı kapalı bölge.
üçgen eşitsizliği   [İng. triangle inequality ] [Alm. Dreiecksungletchung ] [Fra. inégalité triangulaire ] : (X,d) metrik uzayında her x, y, z için gerçeklenen d(x,y) < d(x , z) + d(z , y) eşitsizliği.
üçgen prizma   [İng. triangular prism ] [Alm. dreiseitig Prisma ] [Fra. prisme triangulaire ] : Tabanı bir üçgen olan prizma.
üçgensel matrise indirgeme   [İng. reduction to a triangular matrix ] [Alm. auf Dreiecksform bringen ] [Fra. trigonaliser ] : Bir matrisin, tüm köşegenüstü veya tüm köşegenaltı öğeleri sıfır olan bir matris biçimine dönüştürülmesi.
üçlü çarpım   [İng. triple scalar product, mixed scalar product ] [Alm. skalares product ] [Fra. produit scalaire triple ] : a,b,c vektörleri için (axb).c sayısı. anlamdaşı: karma çarpım.
üçlü sayma sistemi   [İng. ternary system of numeration ] [Alm. Dreiersystem; ternäres Zahlensystem ] [Fra. système de numération ternaire ] : Taban olarak 3 sayısını kullanan sayma sistemi sistemi.
üçseçki özelliği   [İng. trichotomy property ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir E sıralı kümesinde her x, y için ya x < y ya x = y veya x > y olma özelliği.
üçüncünün olmazlığı   [İng. excluded middle ] [Alm. ausgeschlosseness Dritte ] [Fra. tiers exclu ] : p v p’ biçimindeki bir önermenin doÄŸruluÄŸunu varsayan mantık ilkesi.
üçyüzlü   [İng. Trihedron; trihedral; trihedra ] [Alm. Dreibend; Dreikant; Trieder ] [Fra. trîedre ] : 1- Bir noktada kesişen ve düzlemdeş olmayan üç doğrunun oluşturduğu geometrik şekil. 2 - Bir noktada kesişen ve düzlemdeş olmayan üç ışının bileşimi.
ünimodüler matris   [İng. unimodular matrix ] [Alm. unimodulare Matrix ] [Fra. matrice unimodulaire ] : Determinantı 1 olan matris.
üniter matris   [İng. unitary matrix ] [Alm. unitäre Matrix ] [Fra. matrice unitaire ] : anlamdaşı: birim matris.
üniter uzay   [İng. unitary space ] [Alm. unitärer Raum ] [Fra. espace unitaire ] : Bir iççarpım ile donatılmış karmaşık doğrusal uzay.
üreteç I   [İng. generator ] [Alm. Erzeugende ] [Fra. générateur ] : Grup, halka veya modül gibi bir cebirsel yapının, diğer tüm öğelerinin söz konusu altkümenin kimi öğelerinin bu cebirsel yapıdaki işlemlerle elde edilmesini gerektiren bir altkümesi.
üreteç II   [İng. generatrix ] [Alm. Erzeugende ] [Fra. génératrice ] : Sürekli devinerek bir yüzeyi oluşturan doğru.üreteç küme    [İng. set of generators ] [Alm. Menge von Erzeugenden ] [Fra. ensemble générateur; ensemble de générateurs ] : Bir G grubunun A altkümesi için, A nın ürettiği altgrubun G ye eşit olması durumunda A üreteci.
üst   [İng. exponent ] [Alm. Exponent; Hochzahl ] [Fra. exposant ] : Bir simgenin sağ üstünde bulunan sayı. anlamdaşı: güç, kuvvet.
üst alma   [İng. Exponentiation; involution ] [Alm. ] [Fra. exponentiation ] : Bir a sayısını n (doğal sayı) kez kendisiyle çarparak an ile gösterilen sayıyı oluşturma.
üst limit   [İng. upper limit ] [Alm. oberer Limes ] [Fra. limite superieure ] : Verilen dizinin altdizilerinin limitlerinin en büyüğü.
üst üçgenel matris   [İng. upper triangular matrix ] [Alm. obere Dreiecksmatrix ] [Fra. matrice triangulaire supérieure ] : Esas köşegen altındaki elemanları 0 olan karesel matris.
üst yarı düzlem   [İng. upper half plane ] [Alm. ] [Fra. ] : 1- R2 uzayı için, y negatif olmamak üzere bütün (x,y) noktaları. 2- C karmaşık düzleminde, y negatif olmamak üzere bütün z = x +iy noktaları. bkz. yarı düzlem.
üstdamga   [İng. super index; upper index ] [Alm. oberer Index ] [Fra. ] : Bir terimin veya öğenin sağ altına vurulan damga. örn. a i deki i damgası. anlamdaşı: üsttakı.
üstel denklem   [İng. exponential equation ] [Alm. Exponentialgleichung ] [Fra. équation exponentielle ] : Değişken(ler)i üst içinde bulunan denklem.
üstel fonksiyon   [İng. antilogarithm ] [Alm. Antilogratihmus; Numerus ] [Fra. antilogarithme ] : 1- a > 0 sayısı için, R den R ye tanımlı x → ax fonksiyonu. 2- R den R ye tanımlı x → ex fonksiyonu. anlamdaşı: antilogaritma, ters logaritma.
üstel fonksiyon tabanı   [İng. base of an exponential function ] [Alm. Basis eines Exponentialfunktion ] [Fra. base d’une fonction exponentielle ] : f(x) = ax üstel fonksiyonu için a > 0 sayısı.
üstel seri   [İng. exponential series ] [Alm. Exponentialreihe ] [Fra. série exponentielle ] : Üstel fonksiyonun x = 0 noktasında Taylor açılımı.
üstküme   [İng. Superset; over set ] [Alm. Obermenge ] [Fra. surensemble ] : Bir kümenin her bir öğesini öğe olarak içeren küme.
üstsınır   [İng. upper bound ] [Alm. obere Schranke ] [Fra. ] : E kısmi sınırlı kümesinin bir A altkümesi verildiğinde, A içindeki her a öğesi için a <b bağıntısını gerçekleyen b öğesi (E içinde).
üsttakı   [İng. superscript ] [Alm. oberer Index ] [Fra. suscrite; indice du haut ] : Bir imlecin sol veya sağ üstüne konulan imleç veya sayı. kar. alttakı.
üsttoplamsal fonksiyon   [İng. superadditive function ] [Alm. superadditive Funktion ] [Fra. fonction superadditive ] : Her x,y için f(x+y) ≥ f (x) + f(y) eşitsizliğini gerçekleyen f fonksiyonu. kar. alttoplamsal fonksiyon.
üzerine fonksiyon    [İng. onto function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. örten dönüşüm.


uygulamalı matematik    [İng. applied mathematics ] [Alm. angewandte Mathematik ] [Fra. mathématique appliquée ] : Uygulamalı bilimlerdeki sorunların çözümünde temel ilke olacak araçları ortaya koyan matematik dalı.
uzaklık   [İng. distance ] [Alm. Distanz; Abstand; Weite; Ferne ] [Fra. distance, éloignement ] : (X,d) metrik uzayındaki x , y noktaları için d(x , y) sayısı.
uzay   [İng. space ] [Alm. Raum ] [Fra. espace ] : Üzerinde bir matematiksel yapı ile birlikte bir küme.
uzay eÄŸrisi   [İng. space curve ] [Alm. Raumkurve ] [Fra. courbe gauche; courbe d’espace ] : İki yüzeyin kesiÅŸimi, anlamdaşı: uzaysal eÄŸri.
uzunluk   [İng. length ] [Alm. Lange ] [Fra. longueur ] : Uç noktaları gerçel eksendeki a , b noktaları ile çakışan doğru parçası için |b - a| sayısı. ay. bkz. uzaklık.


taban    [İng. base; basis ] [Alm. Basis ] [Fra. base ] : 1- Verilen bir geometrik şekil için, üzerine (dik olarak) bir yükselti çizilen veya çizildiği varsayılan kenar veya yüz. örn. koni tabanı, silindir tabanı. 2 - bkz. doğrusal uzay tabanı, dikey taban, topoloji tabanı, sayma sistemi tabanı, logaritma tabanı.
taban açıları   [İng. base angles ] [Alm. Basiswinkelen ] [Fra. angles de base ] : Bir üçgen için, tabanın iki ucundaki iç açılar.
taban doğrusu   [İng. base line ] [Alm. Rissachse; horizontale Durchschnittslinie; Basislinie; Grundlinie; Terrainlinie ] [Fra. ligne de terre ] : Çoğunlukla üzerine bir yükselti çizilen veya bir yükselti çizildiği varsayılan doğru.
taban vektörleri   [İng. basis vectors ] [Alm. Basisvektoren ] [Fra. vecteurs de base ] : Bir vektör uzayının bir tabanının öğeleri.
tablo   [İng. table ] [Alm. Tafel ] [Fra. tableau ] : Kullanıma elverişli biçimde sıralanan sayısal bilgiler sistemi.
takdim   [İng. presentation ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir G grubu, B kümesindeki bağıntıları sağlayan ve A kümesini oluşturan elemanlar tarafından üretiliyorsa, (A:B) gösterimine G nin bir takdimi denir. Örn. (a : an=1), mertebesi n olan devirli grubun bir takdimidir.
takı   [İng. affix ] [Alm. ] [Fra. affixe ] : Benzerlerinden ayırt etmek veya fonksiyonel bir nitelik taşımasını sağlamak amacıyla bir simgenin veya bir imcenin sağ altına, sol altına, sağ üstüne veya sol üstüne konan simge veya harf.
takım   [İng. family ] [Alm. Familie; Schar ] [Fra. famille ] : 1- Küme. 2- Öğeleri birer küme olan küme. anlamdaşı: aile.
tam diferensiyel denklem   [İng. total differential equation ] [Alm. ] [Fra. équation différentielle totale ] : P(x,y,…,t) dx+Q(x,y,…,t) dy +… + S (x,y,…,t) dt = 0 biçiminde bayağı diferensiyel denklem.
tamaçı   [İng. perigon angle ] [Alm. Vollwinkel ] [Fra. angle plain ] : Ölçüsü 360 derece olan açı.
tambirim dikey küme   [İng. complete orthonormal set ] [Alm. ] [Fra. système d’orthonormal complet ] : Bir doÄŸrusal uzayda birbirlerine dik birim vektörlerden oluÅŸan bir maksimal altküme. anlamdaşı: kapalı birim dikey sistem.
tambölen   [İng. Aliquot; aliquot part ] [Alm. Aliquote; aliquoter Teil ] [Fra. aliquote ] : Bir tamsayıyı kalansız bölen tamsayı.
tambölmez   [İng. Aliquant; aliquant part ] [Alm. Aliquante; Nichtteiler ] [Fra. aliquante ] : Bir tamsayıyı kalansız bölemeyen tamsayı.
tamdeğer fonksiyonu   [İng. greatest integer function ] [Alm. Funktion grösste ganze Zahl ] [Fra. fonction partie entière ] : Her gerçel x sayısı için, x ten küçük veya eşit olan en büyük tamsayıya eşit değer alan fonksiyon.
tamdeÄŸiÅŸim   [İng. total variation ] [Alm. totale Variation ] [Fra. variation totale ] : Bir [a,b] aralığında tanımlanan bir f gerçel veya karmaşık iÅŸlevi için, [a,b] nin a = x0 < x1 < … < xn = b gibi tüm bölüntüleri üzerinde | f(x1) -f(x0) | + | f(x2) - f(x1) | + … + | f(xn) -f(xn-1) | + sayılarının en küçük üst sınırı.
tamdiferensiyel    [İng. total differential ] [Alm. totales Differential; vollständiges Differential ] [Fra. différentielle totale ] : x1 , x2 ,…, xn gibi n deÄŸiÅŸkene baÄŸlı bir f fonksiyonu için, x1 , x2 ,…, xn , dx1 , dx2 ,…, dxn bağımsız deÄŸiÅŸkenlerine bağımlı df = fx1dx1 + fx2dx2 + … + fxndxn fonksiyonu.
tamfonksiyon   [İng. entire function; integral function ] [Alm. ganze Funktion ] [Fra. fonction entière; fonction intégrale ] : Sonlu karmaşık düzlemde çözümsel olan fonksiyon.
tamhalka   [İng. entire ring ] [Alm. ] [Fra. anneau entier ] : Sıfırdan farklı olan ve sıfır bölenleri var olmayan birimli ve değişmeli halka.
tamküme   [İng. complete set ] [Alm. vollständige Menge ] [Fra. ensemble complet ] : Üzerindeki her Cauchy süzgecinin limitini de içeren küme.
tamlama   [İng. completion ] [Alm. Vervollständigung ] [Fra. completion ] : Verilen bir E düzgün uzayı için, E uzayı, F nin yoğun bir altuzayına düzgün eşyapılı olacak biçimde bir F tam uzayını bulma.
tamlatis   [İng. complete lattice ] [Alm. ] [Fra. treillis complet ] : Boş olmayan her altkümesinin en küçük üst sınırı ile en büyült altsınırı var olan örgü.
tamlık bölgesi   [İng. integral domain ] [Alm. Rationalitatsbereich; In-tegritatsbereich ] [Fra. domaine d’intégrité ] : Yalnızca sıfırdan oluÅŸmayan ve sıfırdan farklı her x , y öğesi için xy çarpımı sıfırdan farklı olan deÄŸiÅŸmeli halka.
tammetrik uzay   [İng. complete metric space ] [Alm. vollständiger metrischer Raum ] [Fra. espace métrique complet ] : Her Cauchy dizisinin limitini kendi içinde bulunduran metrik uzay. anlamdaşı: eksiksiz metrik uzay.
tamortogonal sistem   [İng. complete orthogonal system; sistem ] [Alm. vollständiges Orthogonalsystem ] [Fra. Systeme orthogonal complet ] : Bir iççarpım uzayında maksimal dikey küme. anlamdaşı: tam birim dikey sistem.
tamrasyonel fonksiyon   [İng. entire rational function ] [Alm. ganze rationale Funktion ] [Fra. fonction rationnelle entiére ] : Polinom biçimindeki fonksiyon. Paydası 1 olan rasyonel fonksiyon. Polinom.
tamsalınım   [İng. total variation ] [Alm. totale Variation ] [Fra. variation totale ] : bkz. tam değişim.
tamsayı   [İng. integer ] [Alm. ganze Zahl; ganzrationale Zahl ] [Fra. nombre entier ] : Tamsayılar kümesine ait sayı.
tamsayılar kümesi   [İng. set of integers ] [Alm. Menge der ganzen Zahlen; Menge der genzrationalen Zalilen ] [Fra. ensemble de nombres entiers rationnels; ensemble des entiers relatifs ] : Z = {… -3, -2, -1, 0 ,1, 2, 3, …} sayılar kümesi.
tamsıralama   [İng. total ordering, linear ordering ] [Alm. totale Ordnung ] [Fra. ordre total ] : Bir kümede herhangi iki elemanın karşılaştırılabilir olduğu kısmi sıralama türü. anlamdaşı: doğrusal sıralama.
tamsıralama bağıntısı   [İng. total order relation ] [Alm. ] [Fra. relation d’ordre total ] : Bir küme üzerinde herhangi iki elemanın karşılaÅŸtırılabilir olduÄŸu kısmi sıralama bağıntısı.
tamsıralı küme    [İng. totally ordered set, completely ordered set, linearly ordered set ] [Alm. voll geordnete Menge ] [Fra. ensemble totalement ordonné ] : Üzerinde bir tam sıralama bağıntısı olan küme. anlamdaşı: doğrusal sıralı küme.
tamuzay   [İng. complete space ] [Alm. vollständiger Raum ] [Fra. espace complet ] : Üzerindeki her Cauchy süzgeci kendi içindeki bir noktaya yakınsayan düzgün uzay.
tan fonksiyonu   [İng. tangent ] [Alm. Tangens ] [Fra. tangente ] : Birim çember üzerinde A(1,0) noktasından başlanarak çember üzerindeki B(x,y) noktasına çizilen t radyanlık bir yay veya bu yayı gören yarıçapı açısı için, y/x oranı. Simgesi : tan t.
tanh fonksiyonu   [İng. hyperbolic tangent ] [Alm. ] [Fra. tangente hyperbolique ] : R ‘de veya C ‘de x → sinhx / coshx biçiminde tanımlanan fonksiyon. Simgesi : tanh x .
tanım kümesi   [İng. domain ] [Alm. Definitionsbereich; Definitionsmenge ] [Fra. domaine d’existence; domaine de définitions ] : 1 - Bir (G,A,B) bağıntısı için, birinci izdüşüm dönüşümü altında G bağıntı çizgesinin görüntüsü. 2 - f : A → B fonksiyonu için A kümesi.
tasarı geometri   [İng. descriptive geometry ] [Alm. darstellende Geometrie; deskriptive Geometrie ] [Fra. géométrie descriptive ] : Üç boyutlu uzayda nokta, doğru ve düzlem ile ilgili sorunların çizgesel çözümünü araştıran geometri dalı.
taslak   [İng. sketch ] [Alm. Entwurf; Skizze ] [Fra. esquisse ] : Ayrıntıya inmeden kabaca gösteren diyagram veya çizge.
Taylor açılımı   [İng. Taylor expantion ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. Taylor serisi.
Taylor polinomu   [İng. Taylor polynomial ] [Alm. Taylorsches Polynom ] [Fra. polynome de Taylor ] : Taylor serisinin bir kısmi toplamı.
Taylor serisi   [İng. Taylor series ] [Alm. Taylorreihe ] [Fra. serie de Taylor ] : Bir a noktası komÅŸuluÄŸunda her basamaktan türevlere sahip f fonksiyonu için f(x) = f(a) + f’(a)(x -a) + (1/2!)f”(a)(x - a)2 + (1/3!)f”’(a)(x - a)3 + … + (1/n!)f(n)(a)(x - a)n + … serisi. anlamdaşı: Taylor açılımı.
teÄŸet   [İng. tangent ] [Alm. Tangente; Berührende; Berührungslinie ] [Fra. tangente ] : Bir eÄŸri üzerindeki P noktası için, eÄŸri üzerindeki deÄŸiÅŸken bir P’ noktası P ye yaklaşırken, varsa, P P’ doÄŸrusunun limiti.
teğet düzlemi   [İng. tangent plane ] [Alm. Flachentangenie; Tangentialebene ] [Fra. tangente à une surface; plan tangent ] : Bir yüzeyin bir P noktası için, kendi içinde kalarak P den geçen her doğruyu yüzeye teğet doğrusu olurlayan düzlem.
teğet eğrisi   [İng. tangent curve ] [Alm. Tangentenkurve; Tangentenlinie ] [Fra. courbe tangente ] : Bir P noktasından geçen ve bu noktadaki teğetleri çakışan iki eğriden birisine göreceli olarak ötekisi.
teğet uzunluğu   [İng. length of tangent ] [Alm. Tangentenlänge ] [Fra. ] : Bir eğri üzerindeki bir noktadan bu noktadaki teğetin X-ekseni ile kesişme noktasına olan uzaklık.
teğet yüzeyler   [İng. tangent surfaces ] [Alm. tangente Flächen ] [Fra. surfaces tangentes ] : Bir noktadaki teğet düzlemleri çakışan yüzeyler.
teğetaltı    [İng. subtangent ] [Alm. Subtangente ] [Fra. sous-tangente ] : Bir eğri üzerindeki noktadan eğriye çizilen teğetin X-eksenini kestiği nokta ile söz konusu noktanın X-ekseni üzerindeki izdüşümünün belirlediği doğru parçası.
teğetler çokgeni   [İng. circumscribed polygon ] [Alm. Tangentenvieleck; Tangentenpolygon ] [Fra. polygon circonscrit ] : Kenarları bir çembere teğet olan çokgen.
Tek çarpanlama bölgesi   [İng. unique factorisation domain ] [Alm. ] [Fra. ] : Tersinir olmayan ve sıfırdan farklı her elemanı sonlu sayıda indirgenemez elemanın çarpımı olarak, bir anlamda tek türlü, yazılabildiği tamlık bölgesi.
tek çözüm   [İng. unique solution ] [Alm. einzige Lösung ] [Fra. solution unique ] : Bir denklem ya da denklem sistemini sağlayan bir tek çözüm ya da bir tek çözüm takımı.
tek deÄŸiÅŸkenli fonksiyon   [İng. single variable function ] [Alm. Funktion einer Variablen ] [Fra. fonction d’une variable ] : Bir deÄŸiÅŸkene baÄŸlı olan fonksiyon.
tek fonksiyon   [İng. odd function ] [Alm. ungerade Funktion ] [Fra. fonction impaire ] : Tanım kümesindeki her x için f(-x) = - f(x) eşitliğini gerçekleyen f gerçel fonksiyonu, kar. çift fonksiyon.
tek sayı   [İng. odd number ] [Alm. ungerade Zahl ] [Fra. nombre impair ] : İkiye kalansız bölünmeyen tamsayı. kar. çift sayı.
tek üreteçli ideal   [İng. Principal ideal ] [Alm. Hauptideal ] [Fra. ] : Bir halkanın yalnızca bir elemanı tarafından üretilen idel.
Tek üreteçli ideal halkası   [İng. principal ideal ring ] [Alm. ] [Fra. ] : Her ideali tek üreteçli olan halka.
tekil çözüm   [İng. singular solution ] [Alm. singuläre Lösung ] [Fra. solution singulière ] : Bir diferensiyel denklemin genel çözümünce içerilmeyen çözüm. anlamdaşı: tekil integral.
tekil fonksiyon   [İng. singular function ] [Alm. singuläre Funktion ] [Fra. fonction singuliére ] : Türevi hemen-hemen her yerde sıfır olan ve sabit olmayan fonksiyon.
tekil integral   [İng. singular integral ] [Alm. singuläres Integral ] [Fra. intégrale singulière ] : bkz. tekil çözüm.
tekil matris   [İng. singular matrix ] [Alm. singuläre Matrix ] [Fra. matrice singuliére ] : Determinantı sıfır olan matris. Tersi varolmayan matris. Tersinmez matris. anlamdaşı: singüler matris.
tekil nokta   [İng. singular point ] [Alm. sıngularer punkt ] [Fra. point singulier ] : 1- Bir karmaşık fonksiyonun çözümsel olmadığı nokta. 2- Bir eğri üzerinde düzenli olmayan nokta.
tekil olmayan matris   [İng. non-singular matrix ] [Alm. nichtsinguläre Matrix ] [Fra. matrice non singuliére ] : Determinantı sıfıra eşit olmayan matris. Tersi varolan matris. Tersinir matris.
temel çözüm sistemi    [İng. fundamental system of solutions ] [Alm. Hauptsystem von Lösungen ] [Fra. système principal de solutions ] : Bir doğrusal denklem sisteminin çözüm uzayının tabanı.
temsil   [İng. representation ] [Alm. Darstellung ] [Fra. représentation ] : Bir cebirsel yapıdan, kendisine oranla özelikleri daha çok bilinen bir diğer cebirsel yapıya bir benzeryapı dönüşümü.
temsilci   [İng. representative ] [Alm. ] [Fra. ] : Üzerinde bir denklik bağıntısı bulunan bir kümenin her öğesi, ait olduğu denklik sınıfının bir temsilcisidir.
tensör   [İng. tensor ] [Alm. Tensor ] [Fra. tenseur ] : Her koordinat sisteminde belirli bileşenleri olan ve koordinat dönüşümleri altında bileşenleri belirli kurallarla değişen soyut matematik nesne.
tensör cebiri   [İng. tensor algebra ] [Alm. Tensoralgebra ] [Fra. algèbre tensorielle ] : Tensörleri ve bunlarla yapılan cebirsel işlemleri konu edinen matematik dalı.
teorem   [İng. theorem ] [Alm. Theorem; Satz; Lahrsatz ] [Fra. théorème; proposition ] : 1- Verilen belirli varsayımlar altında kanıtlanabilen genel vargı. 2- Kanıtlanmış olan genel vargı. v önerme.
terim   [İng. term ] [Alm. Glied ] [Fra. terme ] : Çeşitli çoklukların toplamı olarak yazılan bir ifadede toplananlardan her biri.
ters açılar   [İng. opposite angles ] [Alm. Scheitelwinkel ] [Fra. angles opposés par le sommet ] : Kenarları birbirinin uzantısı olan iki açı.
ters bağıntı   [İng. inverse relation; reciprocal relation ] [Alm. reziproke Relation ] [Fra. relation réciproque ] : Bir f = (E,F,G) bağıntısı için, (F,E,G-1) sıralı üçlüsü. Simgesi : f -1.
ters dönüşüm   [İng. inverse mapping ] [Alm. inverse Abbildung; inverse Transformation ] [Fra. application inverse; transformation inverse ] : bkz. ters fonksiyon.
ters eleman   [İng. inverse element ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. ters öğe.
ters fonksiyon   [İng. inverse function ] [Alm. inverse Funktion; Umkehrfunktion ] [Fra. fonction inverse ] : Bir fonksiyon için fonksiyon olma koşulunu sağlayan ters bağıntı.
ters görüntü   [İng. inverse image ] [Alm. inverses Bild, reziprokes Büd, Urbild ] [Fra. image inverse, image réciproque ] : bkz. öngörüntü.
ters grafik   [İng. inverse graph ] [Alm. ] [Fra. graphie inverse ] : E x F içindeki bir G grafiği için F x E içindeki G-1 grafiği.
ters hiperbolik fonksiyonlar   [İng. inverse hyperbolic functions; antihyperbolic functions ] [Alm. inverse hyperbolische Funktionen, Umkehrfunktionen der Hyperbel-Funktionen ] [Fra. fonctions hyperboliques inverses; fonctions hyperboliques réciproques ] : Birebir-örten oldukları yerlere kısıtlanmak koşuluyla, hiperbolik fonksiyonların ters fonksiyonları. Simgeleri : sinh-1 = argsinh , cosh-1 = argcosh , tanh-1 = argtanh , sech-1 = argsech , tanh-1 = argtanh , csch-1 = argcsch .
ters işaret    [İng. opposite sign ] [Alm. entgegengesetztes Vorzeichen ] [Fra. signe contraire ] : Verilen işaretin tersi, yani (+) ise (-) işareti, (-) ise (+) işareti.
ters kosekant fonksiyonu   [İng. inverse cosecant function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccsc fonksiyonu.
ters kosinüs fonksiyonu   [İng. inverse cosinus function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccos fonksiyonu.
ters kotanjant fonksiyonu   [İng. inverse cotangent function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arccot fonksiyonu.
ters matris   [İng. invert matrix ] [Alm. inverse Matrix ] [Fra. matrice inverse ] : A n inci mertebeden karesel bir matris olmak üzere, eğer varsa, AB = B A = In eşitliğini sağlayan B matrisi.
ters orantılı çokluklar   [İng. inversely proportional quantities ] [Alm. indirekt proportionale Grossen; verkehrt proportionale Grossen ] [Fra. grandeurs inversement proportionnelles ] : Çarpımları sabit olan iki çokluk.
ters öğe   [İng. inverse element ] [Alm. inverses Element ] [Fra. element inverse ] : (E,*) bir birimli grup ve e birim öğe olmak üzere, x öğesi için x * u = e = u * x eşitliğini sağlayan u öğesi.
ters önerme   [İng. inverse proposition ] [Alm. inverse Aussage ] [Fra. proposition inverse ] : p önermesi için, doÄŸruluk deÄŸerleri p nin doÄŸruluk deÄŸerlerinin tersi olan önerme. Simgesi : p’, ~ p, ¬p .
ters sekant fonksiyonu   [İng. inverse secant function ] [Alm. ] [Fra. ] : arcsec fonksiyonu.
ters sinüs fonksiyonu   [İng. inverse sinus function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arcsin fonksiyonu.
ters tanjant fonksiyonu   [İng. inverse tangent function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. arctan fonksiyonu.
ters trigonometrik fonksiyonlar   [İng. inverse trigonometric functions; antitrigonometric functions ] [Alm. inverse trigonometrische Funktionen; Zyklometrische Funktionen; Umkehrfunktionen der trigonometrischer Funktionen ] [Fra. fonctions trigonométriques inverses ] : Trigonometrik fonksiyonların birebir ve örten oldukları aralıklarda oluşturulan ters fonksiyonları. Simgeleri : arcsin, arccos, arctan, arccot, arcsec, arccsc.
tersdeğişen matrisler   [İng. anticornmute matrices ] [Alm. ] [Fra. matrices anticommuttantes ] : AB = -BA koşulunu sağlayan A, B kare matrisleri.
tersdeğişmeli ikili işlem   [İng. anticommutative binary operation ] [Alm. ] [Fra. opération binaire anticommutative ] : Bir toplamsal G değişmeli grubu verildiğinde, G üzerinde her x,y için x * y = - y * x gerçekleyen * ikili işlemi.
tersinir matris   [İng. invertible matrix ] [Alm. invertierbare Matrix ] [Fra. matrice inversible ] : A.B = B.A = In olacak biçimde bir B matrisi varlayan nxn türünden A matrisi. anlamdaşı: düzenli matris, tekil olmayan matris.
tersinir öğe    [İng. invertible element ] [Alm. invertierbares Element; umkehrbares Element ] [Fra. element inversible ] : (E , *) birimli yarı halkasında x * x’ = e = x’ * x olacak biçimde bir x’ öğesi varlayan x öğesi.
tersinmez matris   [İng. noninvertible matrix ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tekil matris.
terssimetrik bağıntı   [İng. antisymmetric relation ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. antisimetrik bağıntı.
terstürev   [İng. antiderivative ] [Alm. unbestimmtes Integral ] [Fra. antidérivation ] : bkz. belirsiz integral.
tersüstel   [İng. logarithm ] [Alm. Logarithmus ] [Fra. logarithme ] : bkz. logaritma.
tersüstel fonksiyon   [İng. logarithmic function ] [Alm. logarîthmische Funktion ] [Fra. fonction logarithmique ] : 1- z → log z fonksiyonu. 2- z → loga z fonksiyonu bkz. logaritma fonksiyonu.
tersüstel sarmal   [İng. logarithmic spiral ] [Alm. logarithmische Spirale ] [Fra. spirale logarithmique ] : Kutupsal koordinatlara göre denklemi log r = aθ olan düzlemsel eğri.
tersüstel taban   [İng. base of logarithm ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. logaritma tabanı.
tersüstel tablosu   [İng. logarithmic table; table of logarithmus ] [Alm. Logarithmentafel ] [Fra. table de logarithmes ] : Çoğunlukla 10 veya e tabanına göre artı gerçel sayılarının tersüstellerini sergileyen tablo.
tıkız fonksiyon   [İng. compact function ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. tıkız operatör.
tıkız küme   [İng. compact set ] [Alm. kompakte Menge ] [Fra. ensemble compact ] : Bir Hausdorff uzayında, her açık örtüsünden sonlu bir altörtü seçilebilen altküme.
tıkız uzay   [İng. compact space ] [Alm. kompakter Raum ] [Fra. espace compact ] : Her açık örtüsünden sonlu bir altörtü seçilebilen Hausdorff topolojik uzayı.
topar   [İng. sphere ] [Alm. Kugel; Sphäre; Kugelfläche ] [Fra. sphère ] : bkz. küre.
toparsı   [İng. spheroid; ellipsoid of revolution ] [Alm. Sphäroid ] [Fra. sphéroïde ] : Bir elipsin eksenlerinden biri boyunca döndürülmesiyle oluşan dönel yüzey.
toplam   [İng. sum ] [Alm. Summe ] [Fra. somme ] : 1- (x,y) → x+y işleminde x+y niceliği. 2- Bir yakınsak seride kısmi toplamlar dizisinin limiti.
toplama    [İng. addition ] [Alm. Addition; Vermehrung; Zusammenzahlen ] [Fra. addition ] : 1- Gerçel veya karmaşık sayı kümeleri üzerinde tanımlanan ikili işlem. Simgesi ; +. 2- Bir yarıgrup üzerinde tanımlanan ve sayılardaki toplama işlemine benzer özellikler sağlayan ikili işlem.
toplamsal birim   [İng. additive identity ] [Alm. additives Einselement ] [Fra. identité additive ] : Toplama işlemi birimi.
toplamsal fonksiyon   [İng. additive function ] [Alm. additive Funktion ] [Fra. fonction additive ] : Birer toplama işlemiyle donatılmış iki kümenin birisinden ötekine tanımlı olan ve her x, y için f(x+y) = f(x) + f(y) eşitliğini sağlayan f fonksiyonu.
toplamsal grup   [İng. additive group ] [Alm. additive Gruppe ] [Fra. groupe additif ] : 1- İşlemi toplama olan grup. 2- Bir kümenin toplama ile gösterilen işleme göre oluşturduğu grup. 3- Bir sayı kümesinin toplama işlemine ve öklit metriğine göre oluşturduğu topolojik grup.
toplamsal ters öğe   [İng. additive inverse element ] [Alm. entgegengesetztes Element ] [Fra. élément-opposé ] : Toplama iÅŸlemine göre e birimli bir grupta, a + a’ = a’ + a = e olacak biçimdeki a’ öğesi. Simgesi: -a.
toplanan   [İng. addend ] [Alm. Summand; Addend ] [Fra. nombre à ajouter ] : Bir toplamı oluşturan terimlerden her biri.
topoloji   [İng. topology ] [Alm. Topologie ] [Fra. topologie ] : 1- Verilen bir X kümesi için, X in altkümelerinden oluşan ve aşağıdaki koşullan sağlayan T kümeler ailesi : a) T nin her altkümesinin bileşimi T nin içindedir, b) T nin her sonlu altkümesinin kesişimi T nin içindedir, c) Boş küme ve X kümesi T ailesine aittir. 2- Topolojik özelliklerle ilgilenen matematik dalı, topoloji bilim dalı.
topoloji tabanı   [İng. basis for a topology ] [Alm. Basis eines topologischen Raumes ] [Fra. base pour une topologie ] : Bir topolojik uzayda, her açık kümeyi bir alttakımının bileşimi olurlayan ve açık kümelerden oluşan takım.
topolojik eşyapı dönüşümü   [İng. homeomorphism ] [Alm. Homöomorphie; Homöomorphismus ] [Fra. homéomorphisme ] : Bir topolojik uzaydan ötekine yapıyı koruyan birebir örten fonksiyon. anlamdaşı: topolojik izomorfizm, homeomorfizm.
topolojik değjşmez   [İng. topological invariant; topological property ] [Alm. topologisches Invariant ] [Fra. invariant topologique ] : bkz. topolojik özelik.
topolojik doğrusal uzay   [İng. topological linear space ] [Alm. topologisch linearer Raum ] [Fra. espace linéaire topologique ] : Üzerinde biri topolojik öteki doğrusal iki yapı olan ve toplama ile skalerle çarpma işlemleri sürekli olan küme. v topolojik vektör uzayı.
topolojik eşyapı dönüşümü   [İng. homeomorphism ] [Alm. Homöomorphie, Homöomorphismus ] [Fra. homeomorphisme ] : Bir topolojik uzaydan ötekine kendisi ve tersi sürekli olan birebir örten fonksiyon. Denk olarak, topolojik yapıyı koruyan birebir-örten fonksiyon. anlamdaşı: topolojik izomorfizm.
topolojik eşyapılı uzaylar   [İng. homeomorphic îopological spaces ] [Alm. homöomorpher topologischer Raum ] [Fra. espaces topologiques homéomorphes ] : Aralarında topolojik eşyapı kurulabilen topolojik uzaylar. v homeomorfik uzaylar.
topolojik grup   [İng. topologicai group ] [Alm. topologische Gruppe ] [Fra. groupe topologique ] : Üzerindeki grup işlemini sürekli kılan bir topoloji ile donatılmış grup.
topolojik halka   [İng. topologicai ring ] [Alm. topologischer Ring ] [Fra. anneau topologique ] : üzerindeki halka işlemlerini sürekli kılan bir topoloji ile donatılmış halka.
topolojik özelik    [İng. topologicai property ] [Alm. topologisches Eigenschaft ] [Fra. propriété topologique ] : Her topolojik eşyapı dönüşümü altında korunan özelik.
topolojik uzay   [İng. topological space ] [Alm. topologischer Raum ] [Fra. espace topologique ] : Üzerinde bir topolojik yapı bulunan küme.
topolojik vektör uzayı   [İng. topological vector space ] [Alm. topologischer Vektorraum ] [Fra. espace vectoriel topologique ] : bkz. topolojik doğrusal uzay.
topolojik yapı   [İng. topological structure ] [Alm. topologische Struktur ] [Fra. structure topologique ] : bkz. topoloji.
totoloji   [İng. tautology; tautological sentence ] [Alm. Tautologie; ausagenlogisch formal wahre Awssage ] [Fra. tautologie ] : Bileşenlerinin tüm değerlemeleri için doğru olan bileşik önerme.
transandant fonksiyon   [İng. transcendental function ] [Alm. transzendente Funktion ] [Fra. fonction transcendante ] : Cebirsel olmayan fonksiyon. anlamdaşı: aşkın fonksiyon. bkz. cebirsel fonksiyon.
transandant genişleme   [İng. transcendental extension ] [Alm. transzendant Erweiterungskorper ] [Fra. extension transcendante ] : Bir cismin cebirsel olmayan genişlemesi. anlamdaşı: taşkın genişleme.
transandant öğe   [İng. transcendental element ] [Alm. transzendente Element ] [Fra. élément transcendental ] : Katsayıları bir K cisminden seçilen hiç bir polinoma kök olmayan öğeye, K ‘ya göreli olarak verilen ad. anlamdaşı: aÅŸkın öğe.
transandant sayı   [İng. transcendental number ] [Alm. transzendente Zahl ] [Fra. nombre transcendant ] : Cebirsel olmayan sayı. anlamdaşı: aşkın sayı. bkz. cebirsel sayı.
transpozisyon   [İng. tranposition ] [Alm. ] [Fra. ] : İki öğeli çevrim. {1,2, . . . ,n} kümesinin a ve b gibi iki öğesini kendi aralarında değiştiren, diğer tüm öğeleri sabit bırakan permutasyon; simgesi : (ab). anl. devrinim.
trigonometri   [İng. trigonometry ] [Alm. Trigonometrie ] [Fra. trigonométrie ] : Düzlemsel veya küresel üçgenlerin özeliklerini inceleyen matematik dalı.
trigonometrik denklem   [İng. trigonometric equation ] [Alm. trigonometrische Gleichung ] [Fra. equation trigono-metrique ] : Bilinmeyeni, trigonometrik fonksiyonların değişkeni olarak içeren denklem.
trigonometrik fonksiyonlar   [İng. trigonometric function; trigonometrical function ] [Alm. trigonometrische Funktion ] [Fra. fonction trigonométrique ] : sinx, cosx, tanx, cotx, secx, cscx fonksiyonları.
trilyon   [İng. trillion ] [Alm. Trillion ] [Fra. trillion ] : 1012 sayısı.
tutarlı denklem sistemi   [İng. consistent system of equations ] [Alm. verträglich Gleichungssystem ] [Fra. système consistant des équations ] : Çözüm kümesi boş olmayan denklemler sistemi.
tutarlı denklem sistemi    [İng. consistent system of equations ] [Alm. lösbares Gleichungssystem ] [Fra. systéme compatible d’equations ] : En az bir çözümü olan denklem sistemi.
tutarlı denklemler sistemi   [İng. compatible equations, consistent equations ] [Alm. verträgliche Gleichungen ] [Fra. équations compatibles ] : bkz. tutarlı denklem sistemi.
tutarlılık koşulu   [İng. consistency condition ] [Alm. Verträglichkeitsbedingung ] [Fra. condition de consistance ] : Matematiksel bir kuramın içinde çelişki olmaması koşulu.
tutarsız denklemler sistemi   [İng. inconsistent system of equations ] [Alm. ] [Fra. système inconsistant des équations ] : Çözüm kümesi boş olan denklemler sistemi.
tümdengelim   [İng. deduction ] [Alm. Deduktion; Folgerung, Ableitung ] [Fra. déduction ] : Öncüllerden kalkarak ve yalnızca çıkarım kurallarını uygulayarak bir çıkarımın sonucunu elde etme. kar. tümevarım.
tümdengelimli   [İng. deductive ] [Alm. deduktiv ] [Fra. déductif; deductive ] : Tümdengelimi içererek veya tümdengelime dayanarak.
tümdengelimli yöntem   [İng. deductive method; deductive theory ] [Alm. deduktive Methode ] [Fra. méthode deductive ] : Belitlere ve tanımsız öğelere dayalı biçimsel bir yapı içinde doğru önermeleri elde etme yöntemi.
tümevarım   [İng. induction ] [Alm. Induktion ] [Fra. induction ] : Özel sonuçlardan genel sonuç çıkarma. bkz. matematiksel tümevarım.
tümevarımsal sistem   [İng. inductive system ] [Alm. induktive System ] [Fra. système inductif ] : Kategoride belli özellikleri olan sistem.
tümleme   [İng. complementation ] [Alm. ] [Fra. complémentation ] : Verilen bir kümenin tümleyenini bulma.
tümler açılar   [İng. complementary angles ] [Alm. ] [Fra. ] : Toplamları 360 derece olan iki açı. anlamdaşı: eşlenik açılar.
tümler küme   [İng. complementary set ] [Alm. komplementär Menge ] [Fra. ensemble complémentaire ] : bkz. tümleyen.
tümleyen   [İng. complement ] [Alm. Komplement ] [Fra. complément ] : E evrensel kümesinin bir A altkümesi için, E içinde olup, A içinde olmayan öğelerin oluşturduğu küme.
tümleyen açılar   [İng. complementary angles ] [Alm. Komplementwinkeln ] [Fra. angles complementaires ] : bkz. dikler açılar.
türdeş   [İng. homogen ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. homojen.
türdeş diferensiyel denklem    [İng. homogeneous differential equation ] [Alm. homogeneDifferentialgleichung ] [Fra. équation différentielle homogène ] : bkz. homojen diferensiyel denklem.
türdeş polinom   [İng. homogeneous polynomial ] [Alm. homogenes Polynom ] [Fra. polynôme homogène ] : bkz. türdeş cebirsel polinom.
türetilmiş grup   [İng. derived group ] [Alm. abgeleitete Gruppe ] [Fra. groupe dérivé ] : Komütatör grubu.
türetme   [İng. derivation ] [Alm. Ableitung ] [Fra. dérivation ] : 1- Türev alma. 2- Belirli işlemler yaparak bir sonuca ulaşma. 3- Yalın bir yapıdan başlayarak daha karmaşık bir yapıyı elde etme.
türev   [İng. derivative ] [Alm. Ableitung; Derivierte ] [Fra. dérivée ] : Değişken artması sıfıra giderken, fonksiyon artmasının, değişken artmasına oranının limiti.


sabit nokta    [İng. fixed point ] [Alm. fester Punkt, Fixpunkt ] [Fra. point fixe ] : E kümesi üzerindeki bir f : E → E fonksiyonu için, f (x) = x eşitliğini gerçekleyen x E noktası.
sabit terim   [İng. constant term ] [Alm. ] [Fra. terme constant ] : Bir matematik ifadede, belirli koşullar altında değişmez varsayılan terim.
sadeleşme   [İng. cancellation ] [Alm. Kürzen ] [Fra. simplification ] : bkz. kısaltma.
sağ A-modül   [İng. right A-module ] [Alm. ] [Fra. A-module droite ] : A birim öğesi 1 olan bir halka ve E bir değişmeli grup olmak üzere, A nın her a,b öğesi ile E nin her x,y öğesi için (x+y)a = xa + ya , x(a + b) = xa + xb , (xa)b = x(ab) , x1 = x koşulları sağlanacak biçimde bir E × A → E işlemi ile donatılan E kümesi. kar. sol A-modül.
sağ birim öğe   [İng. right identity element ] [Alm. Rechtseinselement ] [Fra. element unite à droite ] : Üzerinde çarpma işlemi tanımlanmış bir kümede her a öğesi için a * e = a koşulunu sağlayan e öğesi.
sağ çarpan   [İng. right factor ] [Alm. Rechtsfaktor ] [Fra. facteur droite ] : a * b çarpımındaki b çarpanı.
sağ eşküme   [İng. right coset ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir G grubunun bir H altgrubu ve a öğesi için aH = {ah : h H} kümesi.
sağ sıfır böleni   [İng. right zero divisor ] [Alm. ] [Fra. ] : Bir halkanın sıfırdan farklı a ve b öğeleri için ab = 0 ise, b öğesi bir sağ sıfır bölenidir denir.
sağel yönlenimi   [İng. right-handed orientation ] [Alm. ] [Fra. ] : Düzlemdeş olmayan üç vektörün gerdiği uzay için, konumu sağ elin açık tutulan baş, işaret ve orta parmaklarının konumuna uyan yönlenim.
sanal çember   [İng. imaginary circle ] [Alm. imaginärer Kreis ] [Fra. cercle imaginaire ] : x2 + y2 = -r2 eşitliğini sağlayan öğelerden oluşan küme.
sanal eksen   [İng. imaginary axis ] [Alm. imaginäre Achse ] [Fra. axe imaginaire ] : Karmaşık sayılar düzleminde sanal sayıların üzerinde bulunduğu düşey eksen.
sanal parça   [İng. imaginary part ] [Alm. Imaginärteil ] [Fra. partie imaginaire ] : z= a+ib karmaşık sayısında b sayısı.
sanal sayı   [İng. imaginary number ] [Alm. imaginäre Zahl ] [Fra. nombre imaginaire ] : 1- Gerçel kısmı 0 olan karmaşık sayı. 2 - karmaşık sayı.
sapma   [İng. deviation ] [Alm. Abweichung; Deviation ] [Fra. déviation ] : Sonlu bir sayılar takımının her bir öğesi için, sayıların aritmetik ortalaması ile söz konusu sayının farkı.
sarmal   [İng. spiral ] [Alm. Spirale ] [Fra. spirale ] : Spiral. bkz. tersüstel sarmal, hiperbolik sarmal.
satır    [İng. row ] [Alm. Zeile ] [Fra. ligne ] : bkz. satır matrisi.
satır matrisi   [İng. row matrix ] [Alm. Zeilenmatrix; Zeile ] [Fra. matrice uniligne ; matrice ligne ] : mxn türünden bir [aij] matrisi için [ai1 , ai2 , … , ain] (i = 1, 2, … , m ) matrislerinden her biri. anlamdaşı: satır matrisi, satır vektörü.
satır rankı   [İng. row rank ] [Alm. Zeilenrang ] [Fra. ] : Bir matrisin doğrusal bağımsız satırlarının maksimum sayısı. Satır uzayının boyutu. Bu sayı matrisin rankına eşittir. bkz. sütun rankı.
satır uzayı   [İng. row space ] [Alm. Zeilenraum ] [Fra. ] : Bir matrisin satır vektörleri tarafından gerilen vektör uzayı. Bu uzay sütun uzayına denktir ve boyutu matrisin rankına eşittir. bkz. sütun uzayı.
satır vektörü   [İng. row vector ] [Alm. Zeilenvektor ] [Fra. ] : Matrisin bir satırının belirlediği vektör.
sayı   [İng. number ] [Alm. Zahl ] [Fra. nombre ] : Sayma, sıralama ve hesaplama işlemlerinde kullanılan soyut nesnelerden her biri. bkz. doğal sayı, tamsayı, gerçel sayı, karmaşık sayı, nicelik sayısı, sıra sayısı.
sayı boncuğu   [İng. abacus ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: abaküs.
sayı cismi   [İng. number field; number domain ] [Alm. Zahl körper ] [Fra. ] : C cisminin altcisimlerinden biri.
sayı doğrusu   [İng. numerical axis ] [Alm. Zahlengerade ] [Fra. droite numerique ] : bkz. sayı ekseni
sayı ekseni   [İng. number axis, numerical axis ] [Alm. Zahlenline, Zahlengerade ] [Fra. droite numerique ] : Üzerinde sabit bir başlangıç noktası, artı yön ve birim uzunluk belirlenmiş doğru. anlamdaşı: gerçel eksen, gerçel doğru, sayı doğrusu.
sayı sistemi   [İng. number system ] [Alm. Zahlensystem ] [Fra. ] : 1- Sayılar adını alan bir nesneler kümesi, bunlar arasındaki işlemler ve bunların kullanımına ilişkin bir belitler kümesinden oluşan geometrik sistem. 2- Sayıları gösteren rakamları yazma yöntemi.
sayı üçgeni   [İng. arithmetic triangle ] [Alm. arithmetisches Dreieck ] [Fra. triangle arithmétique ] : bkz. Paskal üçgeni.
sayıl   [İng. scalar ] [Alm. ] [Fra. ] : anlamdaşı: skaler.
sayıl cismi   [İng. scalar field ] [Alm. Skalarfeld ] [Fra. ] : R veya C cismi. Simgesi : K.
sayılabilir küme   [İng. countable set; denumerable set ] [Alm. abzahlbar Menge ] [Fra. ensemble denomrable; ensemble comptable ] : Doğal sayılar kümesine ya da doğal sayılar kümesinin bir alt kümesine birebir eşlenebilen küme. Sayal sayısı alef sıfırdan büyük olmayan küme.
sayılamaz küme    [İng. uncountable set; non-denumerable set ] [Alm. nichtabzählbare Menge ] [Fra. ensemble innombrable ] : Doğal sayılar kümesiyle eşsayılı olmayan sonsuz küme.
sayılar kuramı   [İng. number theory; theory of numbers ] [Alm. Zahlentheorie; höhere Arithmetik ] [Fra. théorie des nombres; arithmétique théorique; arithmétique supérieure ] : Tamsayıları ve bunlara ilişkin kavramları konu edinen aritmetik kuramı.
sayılar kümesi   [İng. set of numbers ] [Alm. Zahlenmenge ] [Fra. ensemble de nombres ] : bkz. Karmaşık sayılar kümesi, gerçel sayılar kümesi, rasyonel sayılar kümesi, tamsayılar kümesi, doğal sayılar kümesi.
sayının tersi   [İng. reciprocal ] [Alm. Reziproke ] [Fra. réciproque ] : Sıfırdan farklı bir a sayısı için 1/a sayısı. Çarpma işlemine göre a sayısının ters öğesi.
sayısal çözümleme   [İng. numerical analysis ] [Alm. numerische Analyse ] [Fra. analyse numérique ] : Matematik sorunların çözümlerini sayısal anlamda yaklaşık olarak elde etme yöntemlerini konu edinen mantık dalı.
sayısal fonksiyon   [İng. numerical function ] [Alm. numerische Funktion; Zahlfunktion ] [Fra. fonction numérique ] : Tanım ve değer kümeleri R nin birer altkümesi olan fonksiyon.
sayısal integralleme   [İng. numerical integration ] [Alm. ] [Fra. intégration numérique ] : Sayısal çözümleme yöntemleriyle integralleme.
sayma   [İng. numeration ] [Alm. Numerierung; Nummerung ] [Fra. numération ] : 1- Bir kümeye, doğal sayıları ya da bir altkümesini birebir eşleme. 2- sayma sistemi.
sayma sayısı   [İng. counting number ] [Alm. ] [Fra. nombre de compte ] : anlamdaşı: doğal sayı.
sayma sistemi   [İng. numeration system ] [Alm. numerisches System ] [Fra. système de numération ] : Sayıları yazma ve adlandırma sistemlerinden herbiri.
sayma tabanı   [İng. base of numeration ] [Alm. Basts eine Nummerung ] [Fra. base d’une numération ] : a-lı sistem tanımında sözü geçen a sayısı.
sec fonksiyonu   [İng. sec ] [Alm. sec ] [Fra. sec ] : Birim çember üzerinde A(1,0) noktasından başlanarak çember üzerindeki B(x,y) noktasına çizilen t radyanlık bir yay veya bu yayı gören yarıçapı açısı için, 1/x oranı. 1/cost fonksiyonu. Simgesi : sec t.
sech fonksiyonu   [İng. hyperbolic secant ] [Alm. ] [Fra. secans hyperbolique ] : R ‘de veya C ‘de x → 1/ cosh x biçiminde tanımlanan fonksiyon. Simgesi : sech x.
seçkisiz değişken   [İng. random variable; stochastic variable; chance variable ] [Alm. zufällige Veränderliche; zufaligrösse Stochastic ] [Fra. variable aléatoire; variable stochastique; aléa numérique ] : Bir olasılık uzayı üzerinde ölçülebilir fonksiyon. anlamdaşı: rasgele değişken, random değişken.
seçkisiz hata   [İng. random error; stochastic error ] [Alm. zufälliger Fehler; stochastischer Fehler; Zufallsfehler ] [Fra. erreur aléatoire; erreur stochastique ] : İstatistik yöntemlerle kestirilebilen hata.
seçkisiz sayılar    [İng. random numbers ] [Alm. ] [Fra. ] : Yinelenmeyen ve bir algoritma sağlamayan sayılar dizisi. Rasgele sayılar.
seçme beliti   [İng. axiom of choice ] [Alm. Auswahlaxiom ] [Fra. axiome de choix ] : Boş olmayan kümelerden oluşan ve boş olmayan bir kümeler takımının Dekart çarpımının da boş olmayacağını varsayan belit.
sekant fonksiyonu   [İng. secant function ] [Alm. Sekansfunktion ] [Fra. fonction sécante ] : sec x = (1 / cos x) eşitliği ile tanımlanan fonksiyon. bkz. kesenlik.
sekizgen   [İng. octagon ] [Alm. Achteck ] [Fra. octagone ] : Sekiz kenarı olan çokgen.
sekizlik   [İng. octant ] [Alm. Oktant ] [Fra. octant ] : Üç boyutlu uzayda Dekart koordinatlarını tanımlamaya yarayan üç koordinat ekseninin ikişer ikişer alındıklarında oluşturdukları koordinat düzlemlerinin uzayı ayırdıkları sekiz parçadan her biri.
sekizyüzlü   [İng. Octahedron; octahedrons; octahedra ] [Alm. Oktaeder; Achtflach ] [Fra. octaèdre ] : Sekiz yüzü olan çokyüzlü.
sentetik bölme   [İng. synthetic division; synthetic substitution ] [Alm. synthetische Division ] [Fra. division synthétique ] : Bir değişkenli polinomu (x - a) gibi bir polinoma bölmekte kullanılan pratik bir yöntem.
sentetik geometri   [İng. synthetic geometry ] [Alm. synthetische Geometrie ] [Fra. géométrie synthétique ] : Bireşimsel yöntemleri kullanan geometri dalı.
serbest değişken   [İng. free variable ] [Alm. freie Variable; freie Veränderliche ] [Fra. variable libre ] : bkz. bağımsız değişken.
serbestlik derecesi   [İng. degree of freedom ] [Alm. Freiheitsgrad ] [Fra. degré de liberté ] : Serbest değişken sayısı.
seri   [İng. series; infinite series ] [Alm. Reihe; unendliche Reihe ] [Fra. série ] : Bir (an) dizisi verildiÄŸinde, terimleri her n için, sn = a1 + a2 + … + an olan (sn) dizisi.
seriye açılım   [İng. expansion in a séries ] [Alm. Reihenentwicklungeiner Funktion ] [Fra. développement en série ] : Değişkenin belirli değerleri için verilen fonksiyona yakınsayan bir seri oluşturma.
sıfır   [İng. zero; nought; naught; null ] [Alm. Null; Nullstelle; Nullpunkt ] [Fra. zéro; nul ] : 1 - Aritmetikte toplama işleminin birim öğesi. 2 - Bir toplamsal grubun birim öğesi. 3 - Boş kümenin nicelik sayısı.
sıfır açısı   [İng. zero angle ] [Alm. Nullwinkel ] [Fra. ] : Bir noktadan aynı yönde çizilen iki ışının oluşturduğu açı.
sıfır böleni   [İng. zero divisor ] [Alm. ] [Fra. ] : bkz. sağ sıfır böleni, sol sıfır böleni.
sıfır dizisi    [İng. null sequence ] [Alm. Nullfolge ] [Fra. suite nulle ] : Limiti sıfır olan dizi.
sıfır fonksiyonu   [İng. zero function ] [Alm. Nullfunktion ] [Fra. fonction zéro ] : 1- Tanım bölgesindeki her x için f(x) = 0 olan f fonksiyonu. 2- Ölçüm uzayınd






